Giresun Işık Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 3,78 / Satış: 3,80
€ EURO → Alış: 4,66 / Satış: 4,68

İNSAN HAKLARI MEMLEKETİ KAYNATIYOR

Ayhan Kasap
Ayhan Kasap
  • 02.02.2018

Hollanda ve Belçika’lıların transit göçmenler olarak tanımladığı, Almanya’da önce sığınmacılar ismiyle takdim edilen, sağa sola saldırmağa, çalıp çırpmağa başladıkları görüldükten sonra, davet sahibi hükümetin ortakları ve taraftarları tarafından yardım arayanlar -schutzsuchender- ismiyle anılmağa başlanan, ekonomi istilacılarının, memleketin yaşamını altüst etmeğe başlayan çirkinlikleri gün geçtikçe artıyor!

İyi insanlık duygularından, 1970’lerin başından beri içlerinde yaşayan insanlar olarak zerre kadar şüphemiz olmayan memleket sakinlerinin günlük yaşamı ve bunun doğal sonuçu olarak da gelecekleri, halâ harıl harıl buraya koşan insanların, cemiyet düzenini paramparça eden kanun, hak tanımaz tavırlarıyla büyük tehdit altında!

Gelenlerin büyük bir çoğunluğu erkek. Kimliklerini söylemiyorlar veya hepsi Suriye’li! Gür sakallı herifçikler, yaşlarını ondört veya onbeş olarak deklare ediyorlar. Avanak! Almanlar da, pardon gelenlerin kayıtlarını yapanlar, istilanın altından çıkabilmek için olsa gerek, yapılan beyanları doğru kabul edip, gerçek yaşı yirmibeş veya daha yüksek olan herifi, onüç onbeş yaşındaki çocukların eğitim gördüğü okul sıralarına oturtuyorlar. Yaşını küçük göstermenin sayısız avantajı var; musluktan daha çok para akıyor, özel koruma altına giriliyor, yurtdışı edilme tehlikesi ortadan kalkıyor. Ve bu karısını kızını, anasını bacısını savaşın için de bırakarak, para musluğuna koşan bu herifçikler, okul sırasında yanında oturan kız çocuğuna tecavüz etmekle yetinmiyor, onu öldürüyor. Yanlış okumuyorsunuz. Bir başkası, kendisine gönüllü yardım eden bayana tecavüzden sonra öldürüp, cesetini nehire atıyor.

Doğu Almanya’nın nüfusu 300 bin civarında olan bir kentinde, yaşını çok küçük gösterdiği, ilk bakışta pos sakalından besbelli olan nankör, ilişki içinde bulunduğu, sevgili edindiği ondört yaşındaki kız, çirkin insanlığına tanık olduktan sonra, ilişkisini bitirmek isteyince ne yapıyor? Tabi ki hemen öldürüyor! Adı geçen şehrin sokakları, uzun sakalları, dağınık kıyafetleriyle, gruplar halinde dolaşan, kadınlara sarkıntılık eden, girdikleri mekanlarda tavırları ve anlaşılmayan konuşmalarıyla korku saçan yeni gelenlerle dolu. Bırakın kadınların sokaklar ve mekanlar da rahat haraket etmelerini, ne zaman ne yapacağı belli olmayan bu sürü, erkeklerin de huzurunu bozmağa başlıyor. Ve vatandaşlar korunmak için, tahriş edici sprey ve biber spreyi edinmeğe başlıyorlar. Önceki gün polisin bu spreylerin dağıtıldığı küçük bir standı iyi karşılamadığını belirtmesi, hükümetin yanlış uygulamasının, devletin diğer organlarına sıçrayıp, demokrasiyi yıpratabilecek kıvama gelebileceğini göstermesi bakımından tehlikeli!

Frankfur öyle büyük bir şehir değil. Bu şehirde yaşayan Nil hanım, gençlik yaşamında Frankfurt’un sadece eroinmanların demlendikleri iki sokağından geçerken çekiniyor olduğunu, yaşadığımız günler de onsekiz yaşındaki kızının ve arkadaşlarının, neredeyse şehrin üçte ikilik bölümünü girilmeyecek, dolaşılmıyacak kesimler olarak kabullenmek mecburiyetinde kaldıklarını belirtiyor. Buyurun; vatandaş kendi parasından, alın terinden beslenen yaratıkların, sokaklarına getirdiği düzensizlikler ve kaos nedeniyle, sokağına çıkamaz, alışverişini yapamaz, komşusuna, işine gidemez durum da!

Hal böyleyken, eyaletin birisi kalkıp, bir suriyelinin ikinci karısını aile birleşimi vasavisosu altında, Almanya’ya getirmesine izin veriyor. İnsan hakkıdır diyor, eyaletin bilmem ne bakanı! Çocuklarının anası yanında olmayan bir koca, dil kursunda başarı sağlayamaz curtlamasını yapıyor, bir başka eyaletin, başka bir bakanı! Bugün ikinci karı, yarın üçüncü, öbrü gün dördüncü garısı! Buraya savaştan kaçtıklarını belirtip, geçici olarak sığınan insanların, aile fertleri neden bu memlekete getirilmeğe kalkılır, bilinmez! Sokakları köstepek çukurlarıyla dolu, çocukları için yeterli kreş, tam gün okul bulamayan vatandaş, kendi ihtiyacı için kullanılmayan paranın, gelenlerin yollarına dökülüyor olmasına cevap arıyor! Memleket oniki yıllık Merkel başbakanlığın da başta dijital gelişme, değişim, küreselleşme, enerji, elektrikli oto ve internet konusun da çok geriler de kaldı. İnternet’in ulaşmadığı yöreler var, bağlantının sülük hızıyla yolaldığı yörelerimiz var. Modern atom santrallerini peyderpey kapatıp, çevresindeki ülkelerde çalıştırılan, patlama rizokusu bulunan santrallerden ceryan satın alan, alacak olan bir memleket Almanya! Vatandaş başını alıp giden kiraları ödeyemiyor. Sosyal konut yapılmıyor. Polis de personel yetersiz. Mahkemelerde personel yetersizliğinden işleme sokulamayan dava dosyaları dağlar gibi! Geçen yıl yurtdışı edilmesine karar verilen sığınmacıların, sıkı durun; 360 bini, alman hükümetine dava açmış! Memlekette kanunsuz şekilde bulunan şahıs, memlekete dava açıyor. Ah insan hakları ahhhh; insanların sabır sınırlarını bazen çok zorluyorsun!

Memleketi bu duruma getiren hükümetlerin sorumluları bugünler de yeni bir hükümet kurma pazarlıklarını sürdürüyorlar. Biliyormusunuz nelerin pazarlığını yapıyorlar; kıta ve memleket kanunlarını ayaklarının altlarına alarak memleketin içine doldurdukları, maddiyatçıların aile birleşimlerini! Hayır yanlış okumuyorsunuz; sosyal demokratlar kapıların pardon sınırların açık tutulmasını, gelenlerin bütün aile fertlerinin peyderpey memlekete alınmasını, ailelerin burada birleştirilmelerini talep ediyor. Hıristiyan demokratlar yâni Merkel hanımın partisi; aile birleşiminin aylık olarak bin kişi ile sınırlandırılmasını, buraya parantez açıp gerektiğin de aşılmak üzere ifadesini yerleştirip parantezi kapatıyor. Aynısı yıllık tavan için de geçerli; 200 bin diyen var, 220 bine çıkanlar bulunuyor. Burada da tavanın ihtiyaç görüldüğün de delinebileceğini belirten parantez içi beyanatlar var. Tamam memleketin geleceğini düşünmediğiniz, taslamadığınız, bugüne kadar yapmış olduğunuz yanlış politikalardan ve uygulamalardan ortada. Ama siz kendi geleceğinizi, politika yaptığınız partilerinizin geleceğini de düşünmüyormusunuz? Hıristiyan demokratlar oy oranlarını %48’lerden %26’ya, sosyal demokratlar %43’lerden %20’lere, (anketler %17 – 16’ları gösteriyor) getirdiler. Vatandaşın sesine ve ihtiyacına kulağını gözünü tıkayıp, ona rağmen yoluna devam etmek, aydınlanmış bir toplum da mümkün değil. Bu iki kere ikinin dört ettiği gibi kesin! Hele onaltı eyaletten oluşan, belirli aralıklarla eyalet seçimlerinin yapıldığı, sonuçlardan senatosu oluşan bir memlekette aksini düşünmek bile abes olur!

Merkel’in bütün çabası, sosyal demokratları kelimenin tam anlamıyla, tepe tepe kullanarak diktatörlüğünü sürdürmek! Tek amacının bu olduğunu önceki koalisyon görüşmelerin de takındığı anlaşmaz tutumu ve sosyal demokratlar ile görüşmeler başladığın da yüzüne taşıdığı gülücükler ele veriyor! Parti programlarının kolaylıkla beraberlik noktalrının bulunduğu, güncel dille belirtmek istersek, kompatibel olduğu hür demokratlar ve almanya için alternatif isimli yeni parti ile bir azınlık hükümet kurmaktan, öcü görmüş gibi kaçındı! Almanca da; kutsal su görmüş şeytan gibi tanımlamasını yapan bir halk deyimine de uyuyor. Kutsal su çocukların tavaf edildiği su olmalı. Bakın hıristiyanlık da şeytanı kovalıyor, ondan kendini koruyor!

Sosyal demokratların AB parlamento başkanlığından getirilen parti başkanının hükümet programında Avrupa birleşik devletlerini kurmak bulunuyor. Bu amaca ulaşmak için Avrupa’nın büyük ümitler bağladığı söylenen yeni lider Emmanuel Macro’ya büyük çapta mali yardım yapılması planlanıyor. Bütçenin yıllardır verdiği gelir fazlalığı, vergi sınıflandırma sisteminin getirdiği yükten dolayı vatandaşa pek yansımıyor! Hükümet memleketde yapılması elzem olan yatırımlara destek vermiyor, önünü açmıyor. Dünya ihracat şampiyonluğunun kazancı holdinglerin kasalarına akıyor Sosyal demokratlar her soluk alışların da memlekete sosyal adalet dağıtacaklarından dem vuruyorlar. Eğer Merkel ile tekrar bir hükümet kurup onu sırtlarında taşımaya devam ederlerse, en az oniki milyon onursal çalışanın olduğu bu memlekette ki, sosyal dayanışmayı tehlikeye düşürürler.

Vatandaşın son nabzı: Welt Online’nın 300 bin kişi arasında yaptığı ankete katılanların %91’i, sığınmacıların aile fertlerini Almanya’ya getirmelerini istemiyor. %6 evet, %3 fikir beyan etmiyor.

Önceki gün Almanya’ya Polonya, İsveç ve Çek Cumhuriyeti’nden insan sokan(türk, polonyalı ve bulgar) üç kaçakçı yakalandı. Bu memlekete giren, bir daha çıkmıyor! Bu bilindiğinden herkesin rotası Almanya. Çok uzun süren, almanya kasasına çok pahalıya malolan, avukatların bol kazandığı mahkemelerin sonuncusu, sınırdışı edilmesine karar vermiş bile olsa, devletin güvenlik güçleri, eğer insanları bulabilirlerse, özel uçaklarla, kafalarına kask, ellerine, bellerindeki kalın kemere sabitlenmiş kelepçelerle, yine özel polisler nezaretinde memleketten çıkarabiliyorlar. Adı geçenler ekmeğin elden paranın gölden olduğu Almanya’da kalmak için, kafalarını taşındıkları arabaların camlarına, sokak kenarlarındaki evlerin duvarlarına vurarak, yaralıyor ve sınırdışı edilmekten pat diye kurtuluyorlar! İnsan haklarının doğru yorumlanmaması, bir hizmete, çıkara yönelik kullanılmağa kalkışılması, toplumun düzenini, barışını bozmakla kalmıyor, sisteme de (burada demokrasi) zarar veriyor!

Kurulacak büyük mini koalisyon hükümeti (toplam oy oranı %53) 180 derece bir dönüş yapmadıkça, ki bu hata yaptığını kesinlikle kabul etmeyen Angela Merkel ve alman maliye bakanlığını dünyaya sosyal kasa yapmak isteyen sosyal demokratlar ve posakları çıkmış olmalarına rağmen yine bakan koltuklarına oturtulacak olan politikacılarla kesinlikle mümkün gözükmüyor. Böyle bir hükümetin ömrü uzun olmaz, seçime gidilir. Partilerin yeni bir birlikteliğe karşı çıkan genç politikacıları, Angela Merkel ve diğer kalantorların aday olmalarını engelleyerek, memlekette yapılması elzem olan reformları hayata geçirecek bir hükümetin kurulmasının önünü açarlar.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın