Giresun Işık Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 3,66 / Satış: 3,67
€ EURO → Alış: 4,32 / Satış: 4,34

MEMLEKET PANİKLİYOR

Ayhan KASAP
Ayhan KASAP
  • 04.02.2016

On kişi, yirmi kişi aniden dans etmeğe başlıyarak, bir iki, dört altı kadının etrafını sarıyor, memelerini ve vücutlarını elliyor, parmaklarını kadınların cinsel organlarına sokuyorlar. Yanlış okumuyorsunuz; yılbaşı gecesi Köln Katedralinin önünde, insanlık ve kültür düşmanı sürüler, yüzlerce kadına saldırıyor, yaralıyor, soyuyor, hatta bazılarına tecavüz ediyor.
Neye uğradığını şaşıran polis, önce kadınları korumağa çalışıyor. Ama yetmiyor; saçları sakalları birbirine karışmış, uzaylı yaratıklara benzeyen beyni yırtıklar, polisin koruması altına aldığı kadınlara bile saldırıyorlar. Hatta sivil kıyafetiyle yanlarına gelen kadın polisin pantolununu çıkartmağa kalkıyorlar! Çoğu kadını giydikleri pantolonlu çorapları, ağızlarından salya akanların hışmından kurtarıyor.
Vatandaş sivilizasyonuna yapılan bu iğrenç saldırıyı sosyal medya üzerinden öğreniyor. Basın da çıt yok. Emniyet müdürü olayı olağanmış gibi geçiştirmeğe çalışıyor ama vatandaş yutmuyor! Halk alarma geçiyor! Baskıyı gören basın inceden inceden döktürmeğe, emniyet müdürü de açıklamasında yabancı veya sığınmacı ismini kullanmaktan kaçınıyor.
Ve basının hür olduğunu düşündüğümüz Almanya’da çok şeyin vatandaştan saklı kaldığını, bilinçli olarak vatandaşa bilgi verilmediğini, sıkışan basının, eyalet içişleri bakanının ve emniyet müdürünün açıklamalarını yalanlayan sokaktaki  polislerin açıklamalarından öğreniyoruz. Ve tabi ki ardından da saldırıya uğrayanların ve tanık olanların söylemlerinden! Ve bu memlekette yıllardır hiç akıllara gelmiyecek bir sistemin   oluşturulduğu ve uygulandığının farkına varıyoruz: Yabancılar konusuna vurgu yapılmadıkça, özellikle istenmedikçe dokunmak yok! Bütün partiler politik korrekt diye tabir edilen, aman suya sabuna dokunmayalım, kimseyi rahatsız etmiyelim, toplum da yabancılara karşı hoşnutsuzluk oluşmasın, saçmalığını bahane ederek, polisin ve sayısı iki tane olan devlet televizyon kanalının sesini kısmışlar. Hele neredeyse memleketin yüzde sekseninin karşı çıktığı sığınmacılara kucak açan, hâlâ da Nuh deyip, peygamber demeyen Angela Merkel’in durumunu kötüleştirmekten özellikle kaçınalım! Ne halt ederlerse etsinler ama bunu halkımız öğrenip, politik klimamızın içine etmesin! Polislere tavsiye: Masanıza gelen yabancılarla ilgili dava dosyalarını elinizle yan tarafa süpürün; kimse görmesin, kimse duymasın! Halk uyanmasın. Onun için büyük çoğunluğunu türklerin ve arapların doldurduğu kriminal çetelerin listesi açıklanmıyor! Yüzde yetmiş seksenlerde seyreden müslüman yılgınlığının patlamasından korkuluyor!
Köln’deki kadetraldan biraz söz edelim: Almanya’da ve dünyada ünlü. Dom ismiyle tanınıyor. Yanılmıyorsam yapımına onbir onikinci yüzyıllarda başlanılıp, devamlı restore edilen, yüksekliği yüzaltmış dört veya yedi metreyi bulan, çok güzel bir kilise. Kön’ü ziyaret edenlerin uğrak noktası. Etrafında hiç koruması yok. İnsanlar bu muhteşem yapıya dokunuyor, kokluyor, içine giriyor. Ren nehrinin hemen kıyısında. Üç tarafı açık. Bir tarafındaki köprüyle nehrin karşı kıyısına bağlı. Yanındaki Köln Gar’ına onbeş yirmi basamaklı bir merdivenle iniliyor. Güzel olmayan tarafı: Bu güzelim yabının dış tarafı sadır kokuyor!  Yanında tertemiz bir tuvalet olmasına rağmen insanlar binanın dibine işiyorlar! Hıristiyan memleketinde, hıristiyanın mabetinin duvarına kimler işer acaba?
Bütün uğraşlara rağmen Köln’de kadınlara saldıran yaratıkların bu memleket vatandaşı olmadıkları, yıllardır Köln-Düsseldorf ekseninde soygunculuk, dolandırıcılık ve hırsızlık çeteleri oluşturan, Fas, Tunus ve Cezayir’den geldikleri cam gibi ortaya dökülüveriyor. Zaten olaylardan iki gün önce ziyaret ettiğimiz o güzel Katedralın çevresinde ve hemen ona bağlı olan alışverış kulvarlarındakilerin, bu memleketin yerleşkenleri olmadıklarını görüp, bayağı şaşırmıştık.
Elli yıldır bu memleket insanlarının içindeyiz. İnsan sevgisini, yardımı, dostluk ve arkadaşlığı, hayvan, doğa ve akla gelebilecek bütün güzellikleri onlardan öğrendik, onlarla yaşadık, onlar ile yaşıyoruz ve ömrümüzün sonuna kadar da yaşamayı arzuluyoruz. Konuşmayı, düşünmeyi, karşısındakine saygıyı, çocuklarımızın eğitimini, çalışma düzenini, emniyetli ve sağlıklı çalışmayı… Dar da kalana yardım etmeyi. Dünyanın en ucundakine bile yardım götürmeyi ilke edinmeyi.. Ne yazmakla biter, ne saymakla. Almanya ve almanların bize verdiklerini tatil yapmak için doğduğumuz memlekete veya avrupa dışındaki herhangi bir memlekete gittiğimiz de hemen farkediyoruz; çünkü bunların çoğunu veya hiçbirisini oralarda bulamıyoruz!
Hal böyleyken Angela Merkel’in, dünyaya hoş görünmek adına, -kendisi söylüyor- halkının kültürüne yüzde doksandokuz virgül doksandokuz yabancı olan, insanlarla memleketi doldurmasına, trolleri hariç hiç kimse bir anlam veremiyor! Madam Merkel bir de savaştan sonra politikacıların hep kötüye kullandıkları nasyonal sosyalistlik kılıcını elinden düşürmüyor! Bu kılıca bakalım: Efendim üstünden yetmiş yıl geçmiş olsa da, memleket insanının onlarla hiç bağları olmasa da, ben memleketimi seviyorum bile demek yasak! Nazi’leri çağrıştırıyormuş! Hay babaannemin hırkası! Yâni alman memleketi ve geleceği hakkında tek kelime söylediğin de, bu nazi kılıcı hemen kafasına iniveriyor!  Onun için Fransa, Hollanda, İngiltere gibi avrupa ülkelerinde, sağcı partiler oy oranlarını yüzde yirmibeşlere kadar çıkarıp, meclislerine giriyor, memleketlere hiç bir şey olmuyor ama Alman’a seçmek ve seçilmek yasak! Sen memlekete milyonlarla dolduruyorsun, burun başı maliyet aylık en az iki bin avro, belki ben yarın aç kalacağım, bu değirmenin suyu nereden geliyor, gelecek diye sormaya kalkarsan, hemen ırkçısın! Arkadaş çevresinde bile konuşurken, konu hakkında tek kelime sarfetmeden önce emin olmak için kontrol yapılıyor: Sanki Sovyetler Birliği veya Kuzey Kore’deymişiz gibi! Ve konuşmaya başlarken alman arkadaşımızın ilk sözleri ya ben yabancı düşmanı veya nazi değilim oluyor! Bu kambur bu memleketin ve insanının sırtından kalkmadığı sürece fikir hürriyeti topallamaktan kurtulamaz! Halkın arzusu meclise yansımaz.
Sokaktaki on kişiden sekizi Merkel’in ilticacıları kucaklayan politikasına karşı. Hal böyle iken, politikacıların çıkıp, insan sevgisine, protestan ve katolik kiliselerinin dinlerin özgürlüğüne sığınıyor olduklarını görmek insanları ürkütüyor! Diğer sığınakları da saçmalık:
Sınırlar kontrol edilirse avro piyasası yıkılır, almanya ve avrupa büyük maddi zarar görürmüş. Vay efendim kırk yıldır sınırları kapalıydı almanya’nın ama ekonomisi demir gibiydi: iki kere dünya ihracat şampiyonuydu! İngiltere Schengen’de değil ama Londra avrupanın finans merkezi! Almanya sınırlarını kapatırsa, balkanlarda savaş çıkarmış: Tavuklarda gülüyor! Schengen’de olmayanlar teker teker kapatıyor. En komiği de, ilticacıları Türkiye’nin dışarıya çıkartmaması ve avrupaya kapağı atanların Türkiye’ye götürülmesi: Deliler bile gülüyor! Türkiye’de de tıpkı sende ki gibi serbest haraket etme hürriyeti var. Senin için rejimini mi değiştirsin? Bir de başta almanya olmak üzere avrupanın diğer ülkelerindeki hırsızları, çeteleri, dolandırıcıları, suç makinelerini uçaklara, gemilere doldurup Türkiye’ye götürmek istemiyorlar mı, insanın çıldırası geliyor! Adama sormazlar mı; sen kendini çok akıllı mı sanıyorsun yoksa bizi aptal mı? Türkiye’nin aptal olmadığını bilmiyor olabilirler mi? Sanmıyorum! Peki niye…. Sormaya gerek yok çünkü normlarla kompatipel! değil!
Suç işleyen ilticacıyı polis yakalıyor ama kanun, işi gücü olmadığından ve de geçimini devletin sırtından sağladığından bir ceza veremiyor. Yakalandıktan iki saat sonra tekrar salıverilen arkadaşlarda kaldıkları yerden çalıp çırpmağa, soymaya saldırmaya devam ediyorlar. Havuzlarda ve diskoteklerde de kadınlara saldırmaya başladılar. Profesörün birisi çıkıp, arapca’nın alman eğitim sistemine zorunlu ders olarak sokulmasını istiyor. Havuzlarda kadınlara gün ayrılmasını…. Alman gördüğüne ve duyduğuna inanamaz hale geldi. Karnaval günlerindeyiz. Köln Karnavalın başkenti. Polis kadınları kaçıkların hışmından korumak için olağanüstü tedbirlere hazırlanıyor. Belediye başkanı çıkıp, insanlık düşmanlarından bir kol boyu uzak durmalarını istiyor kadınlardan! Arkadaş da kadın, iyi mi!
Merkel Almanya için Alternatif isimli partinin, anayasanın mecbur kalırsak sınırlarımızı silahla da korumalıyız ifadesini, nazilikle, ırkçılıkla suçlayıp, halkını yine uyutacağını sanıyor. Ama bu sefer işi zor: Halk memleketin değerlerini yerinden oynatacak insanlara tek taraflı sınır kapılarını açan, uyarılara kulaklarını tıkayan, bütün çirkin gelişmelere rağmen geri adım atmayan Merkel hanıma cevabını Mart ayında yapılacak olan üç eyalet seçiminde verecek. Sadece Madam Merkel’in değil, diğer partilerin de ırıkçılıkla suçladığı, halkın arzusunu dillendiren AfD’nin seçimlerden kazançlı çıkacağı tahmin ediliyor.
Gittikçe diktatörleşen Madam’ın istifa edebileceği beklenmiyor. Büyük koalisyon da gensoru da gündeme gelemiyeceğine göre, iş alman seçmenine kalıyor. Seçimler gelişmiş demokrasi ve aydınlanmış toplumun sınavı olacak!

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

kartal escort maltepe escort antalya escort atasehir escort