www.kamertv.com | www.filmesbd.com | www.filmihot.com | www.rivelsfilm.com | www.qifilms.com| www.ctownfilm.com | www.ritmofilms.com| www.forofilm.com | www.rifilms.com | www.filmingfly.com | www.kilmerfilm.com| www.filmtouru.com | www.fugfilm.com | www.filmciabi.com | www.filmeti.com | www.coptikfilm.com | www.zkefilms.com | www.irisefilms.com | www.hblfilms.com | www.hausfilms.com | www.akibafilm.com | www.kumefilm.com | www.bigifilm.com | www.pornobeka.com
TÜRK OLMAK GERÇEKTEN ZORDUR! - GİRESUN IŞIK GAZETESİ
Giresun Işık Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 3,64 / Satış: 3,65
€ EURO → Alış: 4,29 / Satış: 4,31

TÜRK OLMAK GERÇEKTEN ZORDUR!

Teoman ALPASLAN
Teoman ALPASLAN
  • 11.09.2017

 [Türkiye Cumhuriyeti, Osmanlı Devleti’nin devamı ve varisidir!]

Biz, bir imparatorluk mirasını devralmış; varisi olduğumuz imparatorluğun torunlarıyız. Bunu Lozan anlaşması ile cümle aleme ilan etmiş bir Devlet’iz, Türkiye Cumhuriyeti’yiz.

Birileri istiyor diye Başbuğumuz Atatürk’ün belirtmiş olduğu gibi, bu mirası reddedecek ya da ondan vazgeçecek de değiliz.

Osmanlı Devleti’nin varisi ve devamıyız. Çünkü,  Başbuğumuz Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde “ayaklar çıplak” verilen mücadele sonunda kazanılan zaferin “madalyası” olan Lozan Anlaşması ile dedemiz Osmanlı Devlet’inin 107.528.461 altın liralık borçlarını “torunu olarak” üstlenerek kan bağımızı devam ettirdik.

Bu borcu üstlenerek, (kimse kusura bakmasın ve alınmasın) şu anda İstanbul dahil tüm Anadolu’da bize miras kalan bütün Osmanlı cami, külliye, saray, köşk, köprü, okul v.b. tüm yapıların (ne varsa) bedelini de ödemiş olduk.

Lozan anlaşması ile üstlenilen 107.528.461 altın liralık borç,  711,3 ton altın olup;  2017 değeri 28 milyar dolardır.

Atatürk döneminde, 1923-1933 arasında 100.528.461 altın lira borç ödenmiştir.

1923-1933 arasında bu borç ödemesi olmasaydı, 1923-1933 arasında piyasada 1.9 milyar dolar ek mal ve hizmet cirosu olacak ve bu cirodan en kötü ihtimalle %10 kazanç elde edilecekti.

Bunun 2017 yılı eşdeğer alım gücü 11.4 milyar dolardır.

Atatürk döneminde Osmanlı borçları ödemesi olmasaydı, 1998 sabit fiyatı ile 1933’de 45 dolar olan kişi başına milli gelir 449 dolar daha fazla olacak ve 494 dolar olacaktı. Bunun 2017 eşdeğer alım gücü 2.709 dolardir.

Ayrıca, Başbuğumuz Atatürk, türunu olarak Osmanlı Devleti borçlarını ödemekle kalmamış; 1931’de 6.1 ton olan MB altın rezervini 1838’de 26.1 ton olarak bırakmış; 1923-1838 arasında 3.542 km. yeni demiryolu yapmıştır.

Ayrıca, Osmanlı’dan devralınan 1.500  km. demir yolunu ilaveten, 2.282 km’lik yabancılara ait kısmı millileştirerek  6.324 km.ye çıkarmıştır.

Yani 1823-1938 arasında 6.064 km. demiryolu yapılmıştır [satın alınan (millileştirilen)] dahil.

Ayrıca Ergani bakır, İzmir ve İstanbul  rıhtım, havagazi ve telefon ve İstanbul elektrik şirketleri yabancılardan satın alınmış; 4 seker, 4 dokuma, kükürt, kok,  Kayseri uçak, Pasabahce cam, Ankara çimento, Karabük demir çelik, Gemlik ipek, Bursa merinos İzmit kağıt fabrikaları kurulmuş; köylünün belini büken Aşar vergisi  kaldırılmış (yılda 20 milyon vergi alınmamış) ve 1923-1938 arasında tarım ürünlerinin ithalat içindeki payı %14 azaltilmistir.

Bu nedenle Atatürk büyüktür ve Türk’ün emsalsiz Başbuğ’udur.

Bunları gizleyenleri ve gençlerimize öğretmeyenleri Allah ıslah etsin.

İşte bu nedenlerle “Türk olmak gerçekten zordur!”.

Hataları ya da bize göre yanlış bulduğumuz tarafları, bugünkü siyasileri de eleştirdiğimiz gibi eleştirmek, yanlıştan vazgeçilerek doğrunun, büyük devlet olmanın gereği olan “bir yanlışı ya da hatayı” tekrar etmeme geleneğini yaşatmaya, yerleştirmeye, kurumlaştırmaya yardım edecektir.

Neden Osmanlı Devleti en uzun yüzyılını (1800-1900) yaşadıktan sonra yıkılmış ve Anadolu bir “Türk yurdu” olarak elde kalmıştı?

Bunun nedeni Osmanlı Devleti’ni oluşturan tüm etnik Milletler kendilerni göğüsleri kabara kabara isimlendiriken, biz Türkler “nasıl olsa devlet bizim” diyerek “adını bile zikretmeyi” ıskalamış, giderek kendi benliğindeki “asıl hareket gücünü” kaybetme tehlikesi ile başbaşa kalmıştır.

İşte bu durum diğer etnik milletlerin Balkanlardan başlayarak Osmanlı’dan ayrılmasına neden olmuş ve Türk’ün aklı başına bu ayrılma (Balkan Savaşı) sonunda gelmiştir. Gerçi biz Türkler zaten “Elhamdülillah” Türk’tük.

“Fakat kendimize Türk diyemezdik. Türk sözü, birçok ırkları, kavimleri birleştiren bir imparatorlukta, bir kavmin diğerleri üstünde tahakkümünü hatırlatır ve onları gücendirir diye düşünülüyordu.”[1]

“Asker mektebine … getirilen imtiyazlı çocuklar, hep milliyetleriyle öğünürler, Türklere yukarıdan bakarlardı. Fakat biz Türkler, kendimizi anlatmak için ırk hüviyetimizi hiçbir zaman dile getiremezdik.

Irkımızı da bilmez, ya inkâr eder, milletimizin adı geçmek lazım geldiği zaman kendimize sadece ‘Osmanlı’ der geçerdik.”[2]

Balkan ve ardından başlayan I.Dünya Savaşıyla beraber, Türklük, Türkçe ve “Anadolu ise birden sevildi. Eski devrin kasvetli Anadolu’su kaba ve görgüsüz Türk’ü artık tarihe karışmıştı.

Vatana ise artık, Osmanlı toprağı değil Türk yurdu deniliyordu. Padişahın bile durumu değişmişti. O artık Türk hakanı olmuştu.

Milletin adı Türk, konuştuğu dil güzel Türkçe idi. Türklük, şerefli bir ululuk olmuştu. Mektepler, hele öğretmen mektepleri bu yeni hareketin birer ocağı olmuştu.”[3]

Sözü Başbuğ Atatürk’e bırakalım;

“Özellikle bizim milletimiz, milliyetini bilmez görünmesinin çok acı cezalarını çekmiştir. Osmanlı İmparatorluğu içindeki çeşitli toplumlar hep milli inançlara sarılarak, milliyet idealinin kuvvetiyle kendilerini kurtardılar.

Biz ne olduğumuz, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu sopa ile içlerinden kovulunca anladık.

Kuvvetimizin zayıfladığı anda, bizi hor ve hakir gördüler.

Anladık ki, kabahatimiz kendimizi unutmaklığımızmış.

Dünyanın bize saygı göstermesini istiyorsak öncelikle bizim kendi benliğimize ve milliyetimize bu saygıyı, bu hissi, fikri ve fiili olarak bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim ki milli benliğini bulamayan milletler başka milletlerin avı olurlar.

Milli benliğimize düşman olanlarla dost olmayalım.”[4]

Kısacası İlber Ortaylı’nın belirtmiş olduğu üzere “Türk olmak zor bir meslektir; fakat imtiyazdır.”[5]

“Çünkü Türkiye, bu imtiyazı büyük bir imtihan ve tecrübe ile kazanmış  milletlerden, devletlerden biridir. Az memleketin tarihinde I. Cihan Harbi gibi savunma abideleri vardır, dünya savaşı vardır.

… İşte Çanakkale de bu türden abidelerden biridir. Ne doğuda ve ne de batıda böylesi büyük bir abideye rastlanır.

Dünya tarihinin hemen hiçbir safhası, dünya coğrafyasının hemen hiçbir önemli parçası yoktur ki orada Türkler olmasın.

Türkler olmadan hiçbir önemli Avrupa devletinin milli tarihi incelenemez. Hiçbir Ortadoğu ülkesinin, hiçbir Rus-Slav ülkesinin milli tarihi ve kimliği Türkler hesaba katılmadan anlaşılamaz.

Bu Ortaçağların derinliklerinden başlar ve yakın zamanalar kadar devam eder. Türkler olmadan Ortaçağ olamaz, Rönesans olamaz, I. Cihan Harbi olamaz.”[6]

Evet! Osmanlı Devleti bizim atamızdır. Biz bu büyük devletin devamı ve mirascısıyız. Lozan ile kabul edip ödediğimiz borçlar bunun yazılı belgesidir.

Kar izleri örtmesin!

 

Yazar Teoman Alpaslan hakkında: ODTÜ ve Anadolu Üniversitesi mezunu olan Teoman Alpaslan’ın, büyük dedesi (1870-1916) ve iki kardeşi (1892-1916 ve 1896-1916) Sarıkamış Kafkas Cephesi şehididir. Dedesi (1900-1960), dedesinin amcası (1900-1965), büyük halasının eşi (1898-1947), annesinin dedesi ve kardeşi ise, Gazi Milis Yarbay Osman Ağa ile birlikte idama mahkum edilmiş efsanevi 168 kişilik Giresun Öncü Kuvayi Milliye Birliği mensubudur. Teoman Alpaslan, Milli Milli Mücadele ve yakın tarihimizin unutturulmaması amacıyla (amatör ruhla) araştırmacı yazarlık yapmakta ve şu ana kadar Topal Osman Ağa (16 Baskı 20.500 adet), Topal Osman Ağa: Ölümü Öldüren 28 Kurşun (6 Baskı 10.300 adet), Kapitülasyonların İntikamı (3 Baskı 5.000 adet), 31 Mart Ayaklanması (15 Baskı 28.500 adet), Ölümü Öldüren Kurşun (2 Baskı 3.100 adet), Sarıkamış (18 Baskı 30.300 adet), Sevr ve Lozan’ın Ortak Hükümleri (3 Baskı 4.000 adet), Anadoludaki Alevilik (7 Baskı 9.300 adet), Balkan Bozgunu (8 Baskı 10.800 adet), Sözkonusu Vatansa (2 Baskı 2.500 adet) ve 2017’de Şeyh Sait Ayaklanması eserleri yayınlanmıştır. Ayrıca dizgi ve yayın aşamasında olan Emirül Müminin Hz. Ali Efendimiz, Alevilik ve Bektaşilik, Arıburnu ve Anafartalar Muharebeleri Gazi Mustafa Kemal (Editör) ve Türkler İslam’ın Seçilmiş Ümmeti Mi? eserleri 2018 yılı başında piyasada olacaktır. Teoman Alpaslan, Gökhan oğlu, Üçok boyundan Çepni Türklerinin Çolakoğulları ailesinden olan olup, Rize-Giresun arasında yayılan sülalesi soyad olarak sülalesinin adı olan Çolak, Çolakoğlu isimleri almışken, dedesi merhum Sakarya Şehidi Tirebolulu Şehit Yarbay Hüseyin Avni Alparslan’ın aziz ve kutsal hatırasına binaen “Alpaslan” soyadını almıştır.

[1] Şevket Süreyya Aydemir, Suyu Arayan Adam, s.54 v.d.

[2] Şevket Süreyya Aydemir, Suyu Arayan Adam, s.56

[3] Şevket Süreyya Aydemir, Suyu Arayan Adam, s.58 v.d.

[4] Mustafa Kemal Atatürk, Atatürkçülük: Atatürk’ün görüş ve düşünceleri, MEB Yay.,İstanbul 1988, Birinci Kitap, s.277 ve 279

[5] Zeki Kuneralp’ten aktaran İlber Ortaylı, İmparatorluğun Son Nefesi, s.155

[6] İlber Ortaylı, İmparatorluğun Son Nefesi, s.156 v.d.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın

escort eskisehir ankara escort escort samsun escort bursa mugla escort denizli escort beylikdüzü günlük kiralık daire
Mersin'de vazgecilmez an gecirmek isteyenlerin sitesi escort sizleri bekliyor!
Turkiyede adini duyurmus en kalitali porno film izleme sitesi porno videolar
www.mobilsikisleri.com
3D ile Porno izle
porno izlemek zevkli porno filmler hd mobil porno izle
beylikduzu escort