Giresun Işık Gazetesi -
$ DOLAR → Alış: 3,78 / Satış: 3,79
€ EURO → Alış: 4,65 / Satış: 4,67

‘ZAMAN’IN GİDİŞİ TÜRKİYE’YEDİR’

Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu
Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu
  • 02.02.2018

                 Milâttan önceki zamanlardı.

Ortaköy köprüsü tek şeritti, ya gidilir, ya gelinirdi.

Aynı anda hem gidilip hem gidilmezdi. Trafik lâmbası bile yoktu, herkes karşılıklı sırasını beklerdi.

Kimsenin acelesi yoktu, herkesin karşısındakine saygısı vardı. Herkes birbirini tanırdı, çünkü hepsi çok eski zamanlarda Anadolu’dan “seçilerek” gönderilmiş bir avuç “nitelikli” Yörük ve Türkmen torunuydu…

Kanlı Dere’de su vardı, Karkot Deresi’nde su vardı.

Gönyeli ovasına dönen ilk virajı geçtiğinizde sağda Mücahitlerin “Akar Gazinosu” vardı. (Sonraki yıllarda Yıldırım Bölüğü’ne dönüşecek olan; Mehmet Can, Ramiz Manyera, Salih Boyacı ve Taşkent Atasayan’ın kurdukları Kıvılcım Takımı’nın küçük kışlasının bahçesiydi).

Dereboyu’nda “Enişte”, Sancağın karşısında “Sağır’ın Meyhanesi”, devamında “İzzet”, Gönyeli’de “Ballı” vardı. “Saffet Anibal” Zafer Sineması’nın karşısındaki ara sokakta idi. (Anibal’ın pide arası ciğeri en güzel, öğlen vakti az ötedeki Kıbrıs Türk Kız İzci Örgütü’nün bahçesinde yenilirdi.)

Ama onların hepsi özellikle akşam vakitlerinin, ancak “kaş karardıktan sonra”ki dertleşme mekânları idi. Boğaz’dan ötesi yoktu, Kyrenia daha Girne olmamıştı, Ciklos’u, Torosları ancak Saint Hilarion’daki mücahitler seyredebilirdi.

Onun için, Yeralakko  (siz Alayköy diye bilirsiniz) üzerinden güneşi en iyi batırabileceğiniz en yakın yer işte o Akar Gazinosu idi. Her akşam mesai çıkışında araba koyacak yer bulamazdınız, bütün arabalar batıdaki kızıllığa doğru park edilir, arabadan inilmez; batmakta olan güneş, şişe(ler)deki biranın eşliğinde direksiyon başından seyredilirdi.

Sonra eve dönülürdü.

Dönüş yolunda Ortaköy girişindeki o yokuş/virajın hemen solunda tek katlı harap bir ev vardı, evin çatısına yakın da kocaman bir tabelâ, “ZAMAN” Gazetesinin reklâmı. (Sakın karıştırılmasın, o yıllarda Türkiye’de ve dünyada aynı isimdeki “o” gazete, grup ve ekip henüz mevcut bile değildi! “Zaman”ın Kıbrıs’ta ilk çıkışı  25 Aralık 1891’dir. Çıkaran, Hacı Derviş Tüccarbaşı)

ZAMAN logosunun altında da neredeyse aynı büyüklükte “ZAMAN’IN GİDİŞİ TÜRKİYE’YEDİR” sloganı.

Milâttan önceki yıllardı.

Rahmetli Raif arkadaşım idi. ZAMAN’ın TÜRKİYE’YE GİDİŞ’ini o yönetirdi. Sınıf arkadaşım Hâmit (Homriş, Türkeş’in damadı) tanıştırmıştı. O da geçtiğimiz yıllarda rahmetli oldu.

Saray Otel’in arkasındaki İş Bankası Şubesi’nin arka/ara sokağında idi ZAMAN. Orada üçümüz çok geceler sabahı bulmuş, bırakın Kıbrıs’ı, dünyaya nizam vermiştik.

Bu kadar lâfı neden ettik?

Söz dönüp dolaşıp Raif’in kardeşi Serdar’a gelecek de onun için.

Son koalisyon çalışmalarına “Daha kaç Başbakan yetiştirecem?” diye oturdu.

Rauf Bey yattığı yerde eminim keyifle gülümsüyordur.

Çünkü Serdar ona yakışır şekilde 3 vekille 50 vekilli mecliste “kilit” oldu. Kimi isterse onu iktidar yapardı, öyle de oldu ve en doğrusunu yaptı.

Serdar’ın bilhassa son bir yıl içinde gittikçe “DENKTAŞ’LAŞTIĞINI” daha önce de yazmıştım.

Bu seferki tavrı ve tutumuyla;

1.Ayrılıkçı küsurat partisinin 2 vekille boyundan büyük işlere kalkışmasını hiç olmazsa şimdilik engelledi. (O partinin, -seçim kampanyası sürecinde söylediklerinin aksine- sokağı yönetmesini engelleyecek olan ise bundan böyle devletin güvenlik güçleridir).

2.En büyük ve “kurucu” parti UBP’nin belki silkinip kendine gelmesini, ona kendi iç hesaplaşma yapmasını sağlayabilme şansı tanıdı.

3.Dörtlü koalisyonda sayıya bakmayan düşünsel bir çoğunluğa sahip olacaktır Serdar. Dengeleyici, aşırılıkları törpüleyici, Türkiye ile parasal dahil bütün ilişkileri düzenleyici arabulucu rolü üstlenecektir.

UBP çok kötü bir kampanya süreci geçirmiştir. Partinin eski Genel Başkanı Ertuğruloğlu’na gösterilen vefasızlık ve resmen “harcanması” ile şimdiki Genel Başkan’ın başka her hangi bir zamanda fazla göze batmayacak olan boşanma/nafaka sterlin dedikoduları/Kenan Pars’ın torunu ile evlenme zamanlamasının aynı zaman aralığına denk getirilmesi bence UBP’nin çöküşünün en büyük nedenleridir. Tez zamanda kurultay ve ciddi bir başkanlık mücadelesi bekliyorum.

UBP eğer bu son derece kötü planlamayı hayata geçirmeyip doğrusunu/normalini yapsaydı küsurat partinin 2 vekili büyük bir ihtimalle birer birer UBP ve DP’ye gidecek; 22 artı 4’lük bile olsa bir çoğunluk elde edilebilecekti.

Politikadan çok sıkıldıysanız yazının ilk bölümünü bir daha okuyun…

Ne güzel günlerdi!

Milattan önceki zamanlardı.

Siyah/beyaz yıllardı.

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Bir Cevap Yazın