$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

FINDIK TERMİNOLOJİSİ HAKKINDA BİRKAÇ SÖZ

Ayhan YÜKSEL
Ayhan YÜKSEL

Eski çağlardan beri bilinen ve ziraatı yapılan fındığın mitolojide de önemli bir yeri vardır. Rivayete göre Hz. Âdem cennetten çıkarılırken yanına aldı bitki ve meyveler arasında fındık da yer alırdı. Keza, mitolojiye göre fındık değneğine sarılmış bir çift yılandan oluşan ticaret tanrısı Hermes’in asası, temas ettiği her şeyi altına dönüştürmekteydi. Kadim Yunan’da ve Türkler’de fındık dalı barış sembolü olarak kabul edilmiş, eski çağların tıp âlimleri fındığın meyve, kabuk ve yaprağını birçok hastalık için vazgeçilmez bir şifa kaynağı olarak nitelendirmişlerdir.

Uygur Türkleri, Tanrı’nın nurunun tecelli ettiği düşüncesiyle, fındığı kutsal kabul etmişlerdir. Göç Destanı’nda Tuğla ve Selenge ırmaklarının birleştiği yerde bir fındık ağacı ile kayın ağacı olduğundan bahsedilir (Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, I, İstanbul 1971, s. 29). Kâşgarlı Mahmud, Orta Asya Türkleri’nin fındığa “kosık/kosuk” dediklerini nakletmiştir. Ona göre Türkler, “fındıklık”, yani “fındık bahçesi” veya fındık yetişen yere de “kosıglıg’ diyorlardı (A. Yüksel, “Fındık ve Tirebolu”, Tirebolu 1. Fındık Festivali, İstanbul 1997, s. 85). Öte yandan Mısır ve Kıpçak Türk kültür sahasında “çetlevük”, Orta Avrupa’da yaşayan Kuman Türkleri’nde “çatlavuk” ve Orta Asya Çağatay Türkleri’nde “çatlağuç” sözü fındık karşılığında kullanılıyordu (B. Ögel, Türk Kültür Tarihine Giriş, Ankara 1978, II, s. 294-295).

Fındığın tarihçesinde ziraat ve ticaret dışında ilginç bir başka detay da dikkat çeker. Şöyle ki; Trabzon İmparatoru Manuel oğlu IV. Alexios’a kendi devrinde başlayan ve Cenevizliler’in üç kadırgayla Trabzon filosunu mağlup etmesi ve bir manastırı ele geçirip silah deposu haline getirmesiyle tehlikeli bir mahiyet kazanan savaşı sona erdirmesini vasiyet etmişti. 1418’de Ceneviz, dört yıl boyunca tazminat olarak belirli miktarda “fındık” ve “şarap” verilmesini istemiş, Alexios da bu isteğe uymak zorunda kalmıştı (Miller, Son Trabzon İmparatorluğu, İstanbul 2007, s. 46). Bizanslılar da fındığı biliyorlardı ve “Pontus Cevizi” olarak nitelendirdikleri aynı boyuttaki kurşun gülleri, İstanbul’un 1453’te muhasarası esnasında Türkler’e karşı kullanmışlardı (Doukas, Tarih: Anadolu ve Rumlar, 1326-1462, İstanbul 2008, s. 188, 235).

Fındık kelimesi Türkçe’ye muhtemelen Türkler’in Anadolu’ya yerleşmesinden girmiş olmalıdır. Kelime daha sonra Arap dilinde “bunduk” şeklinde söylenmiş ve zamanla yerleşmiştir (A. Yüksel, a.g.e., s. 1-2). Tıbb-ı Nebevî’ye göre fındık kalp çarpıntılarına, böbrek hastalıklarına karşı etkilidir; cinsel gücü artırır ve bünyeyi güçlendirir. Bundan hareketle bazı terkipler de üretilmiştir. Hüseyin Bey, “fındık ağaçlarının meyvesinin yenildiğini, yağının saçlara iyi geldiğini, gürleştirdiğini ve cildi yumuşattığını” nakletmiştir (Memâlik-i Osmâniyye’nin Ziraât Coğrafyası, İstanbul 1303, s. 100).

Anadolu kültüründe besin maddesi ve ilaç hammaddesi olmanın yanında, fındık klasik şiirimizde teşbih unsuru olarak kullanılmış meyvelerden biridir. İlgili beyitlerde küçüklüğü, yuvarlaklığı, kabuğunun sertliği, içinin beyazlığı ve rengiyle konu edilmiştir. Bu özellikleriyle fındık “sevgilinin ağzı, dilberin kınalı parmaklarının ucu, gonca ve yıldız”a benzetilmiştir. Fuzûlî’ye atfedilen ve meyvelerin sohbet ve tartışmalarını konu eden Sohbetü’l-esmâr adlı mesnevîde şu şekilde değinilmiştir:

Bir yandan eşitdi Hoh (şeftali) ü Fıstık

            Hem suncud (iğde) ü Şahpalud (kestane) u Fındık

                                               ⃰⃰⃰ ⃰

            Hem Cevz (ceviz) deyerdi pehlevânem

            Fındık deyeverdi serverem men

            Osmanlı tarih metinlerinde “”Fındık” (yivsiz tüfeklerin mermisi); “fındık altını”, (III. Ahmed döneminde basılan altın para; “fındık rub’iyesi”, (fındık altınının çeyreği); “fındık serpmek”, (yeniçerilerin savaş sırasında saf şeklinde ve hep mirden tüfek ateşi açmaları); “fındık-ı huşk” (kuru fındık) gibi farklı alanlarda birçok isim, teşbih, temsil, terkip ve terime kaynaklık etmiştir.

Osmanlı dönemi botanik ve ziraat literatüründe fındık “iri fındık, Bizans fındığı, boynuz fındık, Amerikan fındığı, cüce fındık, boru fındığı, ehli fındık” şeklinde çeşitlendirilirdi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.