$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

OKUYUN FATİHA KAHYA RUHUNA

Seyfullah ÇİÇEK
Seyfullah ÇİÇEK

“TRABZON’DAN ÇIKTIM, BAŞIM SELAMET
KOSTAKİ’YE VARDIM, KOPTU KIYAMET
AH…ÇOCUKLARIM OLSUN HAKKA EMANET
OKUYUN FATİHA KAHYA RUHUNA”

Tarih 3 Temmuz 1922.
Büyük Taarruz hazırlıkları tüm hızıyla sürüyordu ama cephe gerisinde de bir dolaplar dönüyordu!
Bu dönen dolapların en önemlilerinden biri de hiç şüphesiz, Trabzonlu Kuvayı Milliyeci Kayıkçılar Kahyası Kahya Yahya (Reis diye de anılıyordu)’ın öldürülmesi olayıdır.

PİÇOĞLU OSMAN KAHYA YAHYA HAVASI - MEHMET GÜNDOĞDU

PİÇOĞLU OSMAN KAHYA YAHYA HAVASI – MEHMET GÜNDOĞDU

Osmanlı İmparatorluğu’nun I.Dünya Savaşı’na girmesinin baş sorumlusu olan Enver Paşa yurt dışına kaçtıktan sonra, bıraktığı yerden devam etmek amacıyla Ruslar’ın da desteğini alarak Batum’a kadar gelmişti. Amacı, bir yolunu bulup, Mustafa Kemal Paşa’yı devirip, Milli Mücadele’nin başına geçmekti. Bunun için de Trabzon’u üs olarak seçmişti. En büyük destekçisi de, eski bir İttihatçı olan ve elinde 1300 kişilik bir milis gücü bulunan Yahya Kaptan’dı. Ayrıca Trabzon’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile TBMM’deki Trabzon mebuslarının (ki, bunların başını da Atatürk’e en büyük muhalefeti yapmış olan Ali Şükrü Bey çekiyordu) çoğunu da yanına çekmişti. Fırsatını bulduğu an, Kahya Yahya’nın 1300 kişilik birliğinin içine sızarak, bir oldu bitti ile Mustafa Kemal Paşa’yı devirmeyi planlamıştı.
Kahya Yahya, Trabzon’da öylesine bir hakimiyet kurmuştu ki, devletin resmi görevlilerini bile sindirmişti. Limana giren her türlü tekneden Müdafaa-i Hukuk adına vergi alıyordu. Onun bu başına buyruk hareketlerini onaylamayan Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir, bir yazısında Onun için “İskele Hükümeti” tabirini kullanmıştır. Ankara’ya hakkında çok sayıda şikayette bulunulmuş olan Kahya, yargılandığı davalardan da beraatla kurtulmuştu. Bu arada Kahya’nın, Türkiye komünist Partisi Başkanı Mustafa Suphi (Giresunlu’dur)’yi, Batum’a götürme bahanesiyle motoruna alıp, daha sonra 14 yoldaşı ile birlikte 28-29 Ocak 1922 gece yarısı denize atarak öldürdüğünü de hemen belirtelim. Bu olay üzerindeki esrar perdesi bugüne kadar aydınlanamamıştır. Bu olay başlı başına ayrı bir konudur. Bu nedenle biz asıl Konumuza devam edelim.
Enver Paşa ile olan gizli ilişkileri de açığa çıktığından Kahya’nın, emrindeki milis kuvvetleriyle Sakarya Meydan Muharebesi’ne katılma isteği Ankara tarafından reddedilir. Mustafa Kemal Paşa’ya sıkı sıkıya bağlı olan Milis Piyade Yarbayı Osman Ağa (Topal Osman) ve Binbaşı Hüseyin Avni Alpaslan Komutalarındaki 47. Ve 42.Giresun Gönüllü Alayları (mevcutları 5 bini buluyordu) ise, yukarıda yazdıklarımız gibi, görevlerini kanlarının son damlasına kadar şanla, şerefle yerine getirmişlerdir.
Kahya Yahya, 3 Temmuz 1338 (1922) Pazartesi günü, Soğuksu’daki evine giderken, bindiği otomobilin içinde suikasta uğrayarak öldürülür. Yapılan tahkikat sonucunda, Kahya’nın öldürülmesi olayına karışanlar tespit edilemez. Ancak, öldürenlerin aba-zıpka kıyafetli olması, şüpheleri Osman Ağa’nın üzerine çeker. Olaya ilişkin somut kanıt bulunamaması nedeniyle olay 1977 yılına kadar faili meçhuller arasındaki yerini alır.
Mustafa Kemal Paşa’nın Muhafızı Birliği Komutanı Yüzbaşı (sonradan korgeneralliğe kadar yükselmiştir) İsmail Hakkı Tekçe*(1892-1975)’nin, 4 Aralık 1977 tarihinde Günaydın Gazetesinde yayınlanan anılarında, Trabzon Kayıkçılar Kahyası Yahya’yı, Osman Ağa’nın iki adamıyla birlikte kendisinin öldürttüğünü, ancak Osman Ağa’nın bu olayla ilgisinin olmadığını itiraf eder. Bu da gösteriyor ki, İsmail Hakkı Tekçe yıllarca Osman Ağa’yı haksız yere töhmet altında bırakmış, günahını almıştır. Kim bilir, belki de bu açıklaması, Osman vicdanını rahatlatmak düşüncesinden kaynaklanmıştı. Ama ne hikmetse, yaralı olarak ele geçirdiği Osman Ağa’nın kafasına niçin kurşun sıktığı ve daha sonra kafasını niçin gövdesinden ayrıldığı konusuna hiç değinmez.
Yanlışları olsa da, Yahya Kahya’nın vatanseverliğini kimse inkar edemez. Balkan Harbi’ne de, tıpkı Osman Ağa gibi gönüllü katılmış, Trabzon dahilindeki Pontus çetelerine karşı savaşmıştır.
Yahya Kahya’dan günümüze yadigar olarak, Picoğlu Osman’ın sesinden yürek burkan şu meşhur “Trabzon Kahya Havası” adlı ağıt (ağıdı yakan da büyük bir ihtimalle, 1924 yılında askerliğini Trabzon’da yapan “Kemençenin Ordinaryüsü” Picoğlu Osman (1901 Görele-Daylı-1946 Kasımpaşa-Kulaksız) olmalı) kalmıştır:

“Trabzon’dan çıktı uzun yazılar, (1)
Asker vurdu beni, yarem sızılar.
Ah, evde ağlaşıyor körpe kuzular,
Okuyun Fatiha Kahya ruhuna!

Çömlekçi’den çıktım başım selamet,
Kostaki’ye vardım, koptu kıyamet.
Ah, çocuklarım olsun Hak’ka emanet,
Okuyun Fatiha Kahya ruhuna!

Arkadaşlar der ki: “Ne oldu size?”
Şimdi anladım ben, vurgun (puştluk) var bize,
Ah, makine içerisinde kan çıktı dize,(2)
Okuyun Fatiha Kahya ruhuna!”

Açıklama:
1. Trabzon’dan Ankara’ya yazılan uzun şikayet mektupları.
2. Eskiden motorlu kara taşıtlarına halk arasında “makine” deniyordu.

Not: Yazımı, TOPAL OSMAN (Arı Sanat Yayınevi, İst.2011) kitabımdan özetledim. (S.Ç.)

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.