$ DOLAR → Alış: 6,12 / Satış: 6,14
€ EURO → Alış: 7,20 / Satış: 7,23

TİREBOLU’DAN BİR BAĞLAMA SANATÇISI: TEMEL KARA

Ayhan YÜKSEL
Ayhan YÜKSEL
TEMEL KARA - PAPAZ KARASI

TEMEL KARA – PAPAZ KARASI

Tirebolu, XIX. yüzyıla kadar bulunduğu coğrafî mevkide bir kasaba durumunda olan liman ve yerleşim yeriydi. Bu, sosyal yaşamını da etkilemişti. Geleneksel Karadeniz müziğinin yanında şehir musikisi ve halk musikisi icra edilirdi. Hemen her evde ud çalınır, çeyiz olarak kızlara ud verilirdi. Yöreye yerleşen Türkmen boylarının Orta Asya’dan getirdikleri ıklığın bağlamaya bir alt yapı oluşturduğu tâbidir. Geçmişte bağlama sanatçıları arasında Hamamcı Mahmut, Digos Emin, Dîdî Mehmed, Rüstemin Hasan, Zaloğlu İsmail, Paşa Dayının Ahmet, Naiboğlu Arif, Âşık Mustafa, Kemaloğlu Mehmed, Kandiloğlu Halil, Kandiloğlu İbrahim, Velioğlu Burhan, İhtiyaroğlu İbrahim, İ’sin Ağa’nın İzzet, Yıldızkapanın Sami ve Temel Kara’nın ismi sayılırdı. Temel Kara, bağlama çalmasının yanında ünlü bir silah yapım ustası idi. Aynı zamanda bugün artık örneğine rastlanılmayan iyi bir “çilingir”di.

Temel Kara, 10 Mart 1936’ta Tirebolu’da Hamam Mahallesi’de doğmuştur. Babası “Kolonyacı Şükrü” nisbesi ile tanının Şükrü Kara, annesi Fatma Hanım’dır. Ağabeyi Gençlikspor forması ile top koşturan, Tirebolu’da “Yavuz”, Giresun’da “Havale Osman” lakabı ile tanınan Osman Kara, küçük kardeşi de Nazmi Kara’dır. Küçük yaşından beri kavgacı bir kişiliğe sahip cesur birisi idi. Bu kavgacı kişiliği ve cesur tavrı ölünceye kadar da devam edecektir. Ömründen çoğu yıl çıkardığı kavgadan, 6136 sayılı kanuna muhalefetten, yan

i kaçak silah yapımı ve silah yakalatmadan dolayı hapishanelerde geçti. Mesela, bir tutuklanması (30.09-19.10.1961) arkadaşlarıyla bulunduğu muhabbet ortamında “sarhoşluk, kavga sırasında müessir fiil” nedeniyle olaya sebebiyet vermektendi. Hapishaneye düştüğünde yanında bağlaması da olurdu. Kader arkadaşları, çaldığı havalarla bir nebze olsun sıkıntılarını atarlardı. Bunu tahliye olduklarında dile getirirlerdi. Bazen, hapishanede mahkumlara “arkadaşlar, ben yakında yine gelirim, benim ranzamda kimseyi yatırmayın” diye tembih ettiği olurdu ve saygıdan (!) olacak bu tembihi tutulurdu. Böyle bir tembihin yapıldığı sırada Temel Kara’dan cezaevine düşen bir mahkumun

babasının “ranza izni” aldığını bilirim. Kendi anlayışına göre yanlış yapan resmi kişiler için okuduğu sinkaflı havaları eski bir kemençeci olan ve yanında gezen “Külüs Hasan”a verdiği teyp vasıtasıyla dinletirdi. Bir tahliye sonrası kutlama yapmak üzere alkol alarak kullandığı Murat 124 arabası ile Yaşar Genç’le birlikte Bada Altı’nda yoldan aşağıya uçmuştu.

Silah yapımında ustasının Şevki Usta’nın Ahmet olduğu anlatılır. Bilhassa, Beratta 52 model tabanca yapımında usta idi ve bununla ünlenmişti. Silah atölyesi önceleri Molla Boğazı ve Puçuklu mevkilerinde idi. İmal ettiği silahlar tamamen el yapımı idi. Namluya “yiv-set”i kol gücü ile matkapla kendisi açardı. Üzerine yazıları göz kararı ile ve büyük bir maharetle üzeri harf olan demire çekiçle vurarak yazardı. Meneviş için eski model gazocağı kullanırdı. Cezaevine düştüğünde yaptığı tabancalar “Kırıkkale”den de üstün olduğu için “karaborsa”ya düşerdi.

Temel Kara silah yapım ustalığı yanında bağlama çalmadaki ustalığı ile de tanınırdı. Hakikaten iyi bağlama çalardı. Ustası kimdi bilinmiyor. Ama, küçüklüğünde bağlama çalanlardan esinlendiği malumdur. Buna kendisiyle çok yakın arkadaşlık etmiş, bağlama meclisinde bulunmuş Türk Halk Müziğinin ünlü ismi Bayram Aracı’yı dâhil etmek gerekir. Çünkü,  “Bayram Aracı türkülerini” hem severek, hem de ustalıkla çalardı. Bayram Aracı’ya saygısı ruhuna “mevlit okutacak”  derecede idi.

Mahalli havalardan metelik ve karşılamayı elbet ustalıkla icra eder, “Sokakbaşı Meyhane” türküsünü de söylerdi. Temel Kara’nın bağlaması eşliğinde Kahyaoğlu Paşa’nın ceylan gibi sektiği “metelik” oyun havasını seyretmeye doyum olmazdı. Cezaevinde bir koğuşta Temel Kara’nın çaldığını, diğer koğuşta Kahyaoğlu Paşa’nın  “metelik” oynadığı görmüşümdür. İstanbul’da bulunduğu yıllarda Bayram Aracı’nın dışında taş plaklardan Ürgüplü Refik Başaran’ı, Ahmet Gazi Ayhan’ı, Zekeriya Bozdağ’ı dinlediği anlaşılıyor. Bu ustalardan geçtiği Orta Anadolu türküleri buna işaret ediyor. Özellikle “hasta düştüm bir odada yatarım/Sağıma soluma yastık getirin” bozlağını sıkça okurdu. Refik Başaran’ın “Şen olasın Ürgüp/Cemalım, Dam başında sarı çiçek/Feridem”, Bayram Aracı’nın “Oyalı da yazma başında, Karşı bağda sıra sıra bademler”, Silleli İbrahim’in “Menteşeli”, Ankara’nın meşhur “Fidayda, Misket”, Neşet Ertaş’ın “Suda balık oynuyor” türküleri repertuarında idi. Menteşeli türküsünün belki de hüzünlü hikâyesini bilmeden çalar/söylerdi. Ama, duygulu bir türkü olduğunu hissederdi. Köroğlu türküsü de dilinden eksik olmazdı. Bu türkü belki de kendisini Köroğlu ile özleştirdiği içindi!..

Ozanlık geleneğini sürdürdüğü de biliniyor. Bunu Tirebolu’da mahkeme için getirildiği adliyeden kaçtığı sırada üzerine söz döşediği bir türküden anlıyoruz. Hapishaneden “nasıl kaçtı, kimlerden yardım gördü, neler yaptı” bunları kaleme dökmüştü.

Temel Kara’nın bir de 45’lik plak macerası vardır. İstanbul’a gitmiş ve “Erdem Plak” etiketi ile Bayram Aracı’dan 1052-A yüzünde söz-müzik Temel Kara olan “Papaz Karası”, 1052-B yüzünde söz-müzik Bayram Aracı olan “Gülümse Sevdiğim” parçasını okumuştur. Arif Sağ’ın da içinde bulunduğu bir grubun plağa eşlik ettiğini bize ifade etmiştir.

Adlî kayıtlardan hakkında bir kitap yazılabilecek derecede renkli yaşamış, vukuat bir hayli çok olan birisiydi. 27 Şubat 2004’te İstanbul’da maktûlen vefat etti.

TEMEL KARA - GÜLÜMSE SEVDİĞİM

TEMEL KARA – GÜLÜMSE SEVDİĞİM

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.