$ DOLAR → Alış: 6,26 / Satış: 6,29
€ EURO → Alış: 7,37 / Satış: 7,40

YABANCI DÜŞMANLIĞI

Ayhan KASAP
Ayhan KASAP

Babası annesi altmışlı yılların sonunda, Almanya’da ki dedesinin sayesinde buraya işçi olarak geliyorlar. Hepimiz gibi önce memlekette yer yurt, ev sahibi oluyorlar. Taş fabrikasın da çok ağır şartlar altında çalışmasına rağmen dede, gıgını çıkartmadan, hiç şikâyetçi olmadan, tam kırkdört seneyi doldurup, emekli oluyor. Almanya’da da ev sahibi olan anne baba dede kadar dayanıklı çıkmıyor; önce anne fabrikadan çıkıp, az ücretli küçük işler de çalışıyor, ardından da düzensiz beslenme sonuçu çok ağırlaşan vücutun beraberinde getirdiği rahatsıklardan dolayı fabrika işine elveda diyor. Anne baba yıllarca bu memleketin vatandaşlarına sağladığı sosyal yardımlarla yaşayıp, emekli oluyorlar. Hiç çalışmamış olmalarına rağmen, burada kazandıkları avrolarla ücretini yatırıp, Türkiye’de de emeklilik hakkı kazanıyorlar. Bu insanların yaşamlarını kazandıkları, dünyalarını kurtardıkları memlekete ve insanına minnettar olmaları, onlara teşekkür etmeleri gerekmez mi? Muhakkak! Ama yaşları yetmişi atlamış olan bu insanlar, ellerine geçen her fırsatta, almanları suçluyorlar; almanların en pis işlerin de çalışmışlar, alman doktorlar doğru tedavi etmemişler, emekli aylığını az bağlamışlar. Bu mantığa ekmeğini yediğin sofraya……. Yine kazançlarıyla Almanya’da ve memlekette ev, yer yurt satın alan, elli altmış bin avroluk arabalar kullanan çocukları da, türk olmalarından ötürü her tarafta haksızlığa uğradıklarını, işyerlerin de usta yapılmadıklarını, doktorlar da, devlet dairelerin de gereken ilginin gösterilmediğinden yakınıyorlar . Ne hikmetse bu oğullardan bir tanesi kızını, hiç sevilmediğini düşündüğü bu memlekette polis olması için, polis okuluna gönderiyor. Bu memlekette kırkbeşinci yılımızı tamamlamış olmamıza rağmen, çok yakından tanıdığımız bu aile fertlerinin sözünü ettiği türk düşmanlığını göremedik, bulamadık, rastlamadık!

Kırkiki yıl beraber yaşadığı alman asıllı eşinden bir kaç ay önce boşanıyor. Aniden köyünde yaşayan türkleri keşfedip, onların yanına gitmeğe, onlarla konuşmağa başlıyor. Sokakta yanımızda hiç kimsecikler olmamasına rağmen, ağzını kulağıma yaklaştırarak, oğlunun komiser (polis mi soruma iki defa komiser cevabı geliyor, demek ki türk direk komiser oluyor!) olduğunu, torunlarına türk isimleri verdiklerini fısıldayıp, komiser oğlunun alman polisliğin de (sözlerini aynen alıyorum) çok yabancı düşmanlığının olduğunu söylediğininin altını çiziyor. Dikkat edin; türk değil yabancı düşmanlığı!

Almanya’da dünyanın her tarafından gelen insanlar yaşıyor. İlk aklıma gelen nüfusu sadece yediyüzbin olan Frankfurt; yüzyirminin üstünde değişik memleket insanını barındırıyor. Sadece havalimanında, çoğunluğunu türklerin (genellikle yönetici) oluşturduğu 90 bin dünya insanı çalışıyor. Şehir garını abluka altına alan uyuşturucu şebekesi arapların dışında tek problem yok. Buna karşılık Berlin, Duisburg, Bochum gibi şehirler de büyük türk ve arap ailelerinin oluşturduğu, kelimenin tam anlamıyla kurtarılmış bölgeler var. Buralar da kurulan paralel dünyalar var; çoğunluk sosyal daiereden yaşıyor, herkes alışverişini kendi pazarlarında, marketlerin de yapıyor, lokantasında yemeğini yiyor, kahvesin de oturuyor, kendi dilini konuşuyor. Akp iktidara geldikten sonra, Osmania Germania (Osmanlı Almanya veya Almanyası) ismi altında kurulan sözde boks kulübünün, Erdoğan’ın hizmetin de olduğu ortaya çıkıyor! Yine aynı doğrultuda diyanetin Almanya’da ki DİTİP isimli kuruluşun, insanları fişlediği tespit ediliyor. Osmania Germania’nın çalışmalarına sınırlama getirildi, DİTİP aynen devam ediyor.

Almanya serbest yaşamın sınırlarının sonsuz olduğu bir memleket, insanların kadın erkek olarak ayrımlanmadığı bir memleket. Kadınların eteğine, bacağına, bluzuna bakılmayan bir memleket. Memleketi dolduran binlerce göllerin kıyıların da, havuzların çimenlerinde, kadınların rahatlıkla sütyensiz olarak güneşlendikleri bir memleket. Tatil yöreleri, türkçemiz de çıplaklar kampı olarak tanımlanan, avrupalının günlük yaşamın da -Freier Körper Kultur- (serbest vücut kültürü plajı) tanımıyla hayat bulan plajlarla doludur. Hollanda’da böyle plajlar normal yaşamın, yâni kasabanın, şehrin veya köyün yanındadır. Avrupalı bu serbest yaşam kültürünü çocuğuna vermeyi doğumundan sonra aileden başlayarak, okullarında sürdürür.

Almanya’da paralel dünyalar oluşturan türk ve arapların çocukları, aynısını okullarda da yapmağa kalkınca, alman anne babalar çok haklı olarak, çocuklarının ve dünyalarının, serbest yaşamlarının tehlikeye düşüyor olduğunu dile getirmeğe başladılar. Sadece okullarla yetinmeyip, müslümanlıklarını ve güçlü türklüklerini havuzlara, sokaklara, alışveriş merkezlerine, velhasıl yaşamın her tarafına taşıdılar; sokakta ki kadınlara kızlara saldırdılar, tecavüz ettiler, yaraladılar ve öldürdüler! Daha önceki gün Hamburg’da otuz yaşındaki bir sabıkalı gün ortasın da, ondört yaşındaki kız çocuğunu araklayıp, tecavüz etdi. İstediğini giysin bakalım şimdi sokağa çıkarken alman kadını ve kızı! Uzansın bakalım havuzun veya gölün kıyısına sütyenini çıkartıp!

Almanya’ya kapağı attın mı, emekliliğini de garantiledin demektir! Bir tanesi hariç bütün partiler, çoğunluğu turp gibi sağlam genç erkek olan, ekonomik göçmenlere kucaklarını sonuna kadar açmış durumdalar. Sadece onlara mı, aynı davet aile fertleri için de geçerli; oniki çocuklu Suriye’li ailenin beş çocuğu postu Bavyera eyaletine atmış, anne baba ve yedi çocuk Türkiye’de. Aile ayrı olur mu, olmaz tabii! En kısa zaman da Türkiye’de ki aile fertlerini buraya getirecekler. Peki aile Türkiye’de birleştirilse, ortalık düzeldiğin de kolaylıkla memleketlerine gitseler, daha iyi olmaz mı? Adam sekiz çocuk ve bir garısı ile gelmiş, ikinci garısını da getiriyorlar! Devlet şu anda memlekette mahkeme kararıyla aranan 300 bin kişinin bulunduğunu, 126 bininin yabancı uyruklu olduğunu açıklıyor. Bu sayıya 30 veya 40 bin alman pasaportluyu katıp, 81 milyon nüfusla orantı kurduğumuz da, polisin yabancı olarak isimlendirdiği bölümlerde yüzde doksanlardan aşağı hiç inmeyen türk, arap ve müslüman köklülerin, toplum içinde aldığı korkunç yeri görürüz. Hangi makamdan yapılırsa yapılsın, bütün söylemler de geçen yabancı kelimesiyle tanımlanan, türkler, müslümanlar, afrikalılar ve araplardır; tek vietnam’lı, çin’li, japon veya portekiz’li bulamazsınız! Almanya’da yabancı düşmanlığı değil, olduğunca liberal, herkese aynı sevgi ve hoşgörüyle bakan serbest yaşamı yıkıp, ortaçağın karanlığını getirmeğe kalkan, nankör, yobaz, türk ve arap problemi var.

Dünyasını kazandığı almanya’yı ve insanlarını hiç sevmeyen, beğenmeyen ağabeyimiz, Türkiye’de de rahat değil; Karadeniz bölgesinde, etrafı dağlarla çevrili köyündeki fındık bahçesinin yanına, suriyeli’ye devlet ev yapmış! Olacak şeymiy miş? Hay Allah!

YAZARIN SON YAZILARI
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.